parkinson rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
parkinson rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2016 Pazar

Parkinson hastalığı belirtileri





Hastalığın belirtileri, hareketle ilgili olanlar ve olmayanlar olarak iki gruba ayrılabilir. Motor

semptomlar titreme, hareketlerin yavaşlaması (bradikinezi) ve kaslarda aşırı kasılma, hareket

edememe (akinezi), sendeleyerek yürüyüş ve kamburluğu içerir. Motor olmayan semptomlar ise uyku

problemi, kabızlık, koku duyusunun kaybı, depresyon, cinsel işlev bozukluğunu kapsar. Parkinson

hastalığı, her hastada farklı nükseder ve farklı belirtilerle meydana çıkar. Semptomlar her yaşta

görülebilir, fakat Parkinson’un ortaya çıkma yaşı genel olarak 60’tır. 30 yaş altındaki kişilerde çok

nadir görülür. Genç yaşta ortaya çıkarsa genelde genetik nedenlerden dolayıdır. Hastalığın belirtileri

kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir ve dolayısıyla semptomların ilerleyişi de farklılık gösterecektir.

Genel olarak ortaya çıkan ilk belirtilerden biri, elin hareketlerinde yavaşlama görülmesidir ve

yürürken hafifçe kolun savrulması da azalabilir. Buna omuz ağrısı da eşlik edebilir. Birçok kişi

başlangıçta eskisi gibi hafif düzeyde ve en çok dinlenme modundayken fark edilen titremeler yaşar.

Titremeler genellikle elde oluşur, fakat kolların ve bacakların da etkilenme olasılığı vardır. Bununla

birlikte, Parkinson hastalarının %15’i hastalık süresi boyunca titreme yaşamaz.

10 Haziran 2016 Cuma

Parkinson Hastalığı - 4



Normal olarak insan beyninin belli bölgelerinde dopamin üreten beyin hücreleri mevcuttur.

Bu hücreler beynin substabsiya nigra ismi verilen belli bir alanında yoğunlaşmış halde

dururlar. Dopamin substansiya nigrayla birlikte vücut hareketlerinin kontrolünü sağlayan

diğer beyin bölgeleri arasında mesajlar ileten bir kimyasaldır. Dopamin insanların akıcı.seri ve

birbiri ile uyumlu hareketler yapmalarını sağlayan bir etkendir. Dopamin üreten hücrelerin

%60 ile %80’i oranında kayba uğradığında yeterli düzeyde dopamin üretilemez ve Parkinson

hastalığının belirtileri ortaya çıkar. Hastalığının en erken belirtileri sinir sistemi ve koku

yollarında ortaya çıkar. Parkinson hastalığı bu kısımlardan beynin daha üst kısımlarına yani

substanisya nigra ve beyin kabuğuna doğru yayılma gösterir. Koku duyusu kaybı ya da

azalması, titreme ve hareketlerde yavaşlama gibi hastalığın belirtilerinden senelerce önce

başladığı düşünülmektedir. Bu sebeple araştırmacılar hastalığın erken dönemlerinde beliren

bu belirtilerin mümkün olduğunca erken tanınması gerektiğinin böylece hastalığın

ilerlemesini yavaşlatmanın ve durdurmanın yollarını aramaktadırlar.

9 Haziran 2016 Perşembe

Parkinson Hastalığı - 3



Hastaya ait bulgularından hangisinin baskın olduğu, çalışma hayatı, hastanın yaşı ve

diğer hastalıkların varlığı tedavinin ilerlemesinde ve planlanmasında önemli

kriterlerdir. İlaç tedavisindeki asıl amaç yetersiz olan dopaminin yerine konulmasıdır.

En etkili ilaç levodopa’dır. Fakat ilacın başlangıç dozu ve verilecek hastanın seçimi,

sonraları ortaya çıkacak ciddi zararlı etkiler adına çok önemlidir. Ayrıca dopaminin

ilişkilendirildiği reseptörlerde benzer etkiler açığa çıkaran pramipeksol,kabergolin,

pribedil, lisurid, apomorfin gibi dopamin agonisti adında ilaçlar vardır. Bunların çopu

yan etkileri sebebiyle günümüzde çok fazla kullanılmaz. Öte yandan dopaminin

yıkımını engelleyen MAO-B inhibitörleri, COMT inhibitörleri tarzı ilaçlar ile

antikolinerjikler ve amantadin adlı ilaçlar da kullanılabilir.

Bazı hastalarda ilaç tedavisi ile yeterli cevap alınamazsa ya da ilaçlara bağlı istemsiz

hareketler geliştiğinde cerrahi tedavi yapılabilir. Bu tedaviler beyinde bazı özel

çekirdeklere yönelik yakma cerrahisi ya da özel bazı çekirdeklere elektrot ekleyerek

buralara stimulus gönderme şeklindedir. Bu tedaviler özellikle bazı hastalarda iyi bir

tedavi opsiyonu olarak kullanılır. Fakat ameliyatın kime ve nasıl yapılacağı  kanısına

varmak çok önemlidir.

5 Şubat 2016 Cuma

Parkinson Hastalığının Tarihçesi


Parkinson hastalığı bilindiği üzere Alzheimer hastalığından sonra en sık görülen beyin kaynaklı sinir sistemi rahatsızlığıdır. Peki bu hastalığın ilk bulguları nerede ve kim tarafından keşfedilmiştir? Sorumuzu yanıtlamadan önce bu hastalığa sahip kişilerin tedavi edilmezse ölmeyeceğini ancak yaşam standartlarında büyük bir düşüş yaşayacağını belirtelim.

İlk olarak 1817 yılında Yahudi doktor James Parkinson tarafından titremeli felç olarak tanımlanan hastalık, her bin kişide bir görülen bir sinir sistemi rahatsızlığıdır. James Parkinson'a gelen hastasında ellerde ve ayaklarda titreme aynı zamanda vücudun bir kısmında kısmi felç görülmekteydi. Doktor James, daha önce bir çok felç hastası görmüştü fakat titreme ve hareket kaybı gibi belirtiler gösteren bir felç rahatsızlığına rastlamamıştı. Bu anlamda doktor bu hastalığın henüz tanımlanmamış bir hastalık olduğu konusunda uluslararası Nörologlar toplantısında bir sunumu esnasında bahsetmiş ve hastalığa Parkinson ismini verdiğini açıklamıştı. Bu aşamadan sonra dünya çapında bir çok Nörolog bu hastalık için bilgi toplamak adına James Parkinson'un hastası üzerinde çeşitli testler yapmış ve tedavi yöntemlerini araştırmaya girişmiştir.

James Parkinson, kendisine gelen Parkinson hastasının tedavisine klasik felç tedavisi üzerinden gerçekleştirmiş ancak sizlerde tahmin edersiniz ki başarı sağlayamamıştır. Bu hastalığın sebebi keşfedildiği günden bugüne tam olarak ortaya çıkarılamamış ancak bazı tezlerin inandırıcılığı bilim çevreleri tarafından kısmi olarak kabul görmüştür.


Parkinson hastalığının ortaya çıkmasının nedenleri arasında beyne alınan bir darbe neticesinde veya damar tıkanıklığının beyinde oluşturduğu basınç sebebiyle ortaya çıkmış olması yönündeki tez, Mark Gulian tarafından 1869 yılında ortaya atılmış ve bazı araştırmalar ile kısmen doğrulanmıştır. Bu anlamda bu hastalığın ortaya çıkışı yönünde bugüne kadar gelmiş en kuvvetli tezin bu olduğunu söylemekte herhangi bir sakınca görmüyoruz.