parkinson nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
parkinson nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2016 Çarşamba

Parkinson Hastalığı - 2



Sıradan bir konuşması vardır. Kaslar sertleştiğinden dolayı bükülü kolun açılmaya çalışılması

esnasında dişli bir çark hareket ettiriliyormuş gibi hissedilir. Yüzde mimik ve jest faaliyetleri silinir,

uyuşuk,donuk ve anlamsız bir yüz ifadesi yaratır. Bazı hareketlere başlamada zorluk çeker, cildi

yağlanır ve %40 oranında hastalarda bunama görülür. Kelimelerin son hecesini tekrarlar. Gözlerin

yukarıya doğru kayması da, hastayı rahatsız eden bir durumdur.

Parkinson hastalığı teşhisi nasıl konulur?

Hastalığın teşhisi nörolojik muayene sonrasında konulur. Hastalığa özel bir

laboratuvar bulunmaz. Bazı tahliller destekleyici veya başka hastalıkları dışlayıcı

olarak yapılabilir.

Parkinson hastalığının tedavisi

Hastalığın ilerleyişini tam olarak durduracak bir yöntem yoktur. Hastalık insanların

ömrünü kısaltmaz.

Teşhis doğru konulmuş ise parkinson hastalığı tedaviye ciddi oranda cevap verir.

%90’ların üzerinde iyi cevap alınır.İlaç tedavisi, cerrahi tedavi ve diğer teknikler

olarak sınıflandırılabilir. Hastalıkla alakalı çok çeşitli ve etkili ilaçlar olduğundan dolayı

tüm bu tedavi yöntemlerinin

7 Haziran 2016 Salı

Parkinson Hastalığı

Parkinson Hastalığını ayrıntılı bir şekilde açıklayacağımız serinin ilk makalesinde genel olarak hastalığın ne olduğu ile ilgili yazdık.


Parkinson hastalığı, beynin alt taraflarındaki gri cevher çekirdeklerinin bozukluğuna dayalı

bir sinir sistemi hastalığıdır. Genel olarak orta yaş hastalığıdır. Bu hastalık adını ilk defa

1817'de titremeli felç olarak nitelendiren James Parkinson'dan almıştır. Binde bir görülen, ilerleyici

ve tedavisi mümkün olmayan bir hastalıktır.

Temel bozukluk, koordine hareketleri düzenleyen beyin bölümlerindedir. Bu bozukluğa yol açan

neden tam olarak bilinmesede idyopatik Parkinson hastalığı, nedenin belli olduğu durumlarda

ise Parkinsonien sendromlar denir.

Parkinson’un temel belirtileri titreme ve bazı hareketlerin yavaşlamasıdır. Titreme ilk olarak ortaya

çıkanı olup, başlangıçta genellikle tek elde olur. Zamanla aynı taraftaki bacağa ve karşı ele

geçebilir. Genelde hastalıktan vücudun bir yarısı baskın olarak etkilenir. Titreme dinlenirken

nüksedip, uyurken kaybolur; sinirlilik ve yorgunluk titremeyi arttıran etkenlerdir. Sertlik veya katılık

boyundan doğru başlar ve başın gövdeden önde tutulmasına neden olur. Bel hafif öne eğilir,

diz kalça ve kol eklemleri bükülür. Hasta kişi, küçük ve hızlı adımlarla topallayarak yürür,

hantallaşır, saatlerce oturur. Yazıya büyük başlar, harfler gittikçe küçülür ve yazının okunması

3 Şubat 2016 Çarşamba

Parkinson Hastalığı Nedir

Beyinde yer alan substansiya nigra isimli bir bölge vardır, bu bölge vucüt hareketlerinizi kontrol etmenizi sağlayan dopamin isminde kimyasal bir sıvı salgılamakla görevlidir.  Bahsi geçen substansiya nigra isimli bölgede bulunan hücrelerde çeşitli faktörlere bağlı olarak bozulmalar ve iş görememezlik durumu ortaya çıkabilmektedir, bu sorununu ortaya çıkması Parkinson hastalığını meydana getirir. Parkinson hastası olan kişi hareketlerini kontrol edememeye başlar. İlk zamanlar el, ayak titremeleri ile kendini gösteren hastalık ileri seviyelerde insan yaşantısını ciddi anlamda etkileyecek şekilde hareket kontrolsüzlüğüne yol açabilmektedir. İlerleyen yaşlarda Parkinson hastalığına yakalanma riski genç yaşlara göre oldukça fazladır.


Günümüzde Parkinson hastalığının pek çok türü ortaya çıkmıştır. Bu türlere genel olarak Parkinson sendromları veya Parkinsonizm denilmektedir. Bahsettiğimiz bu farklı tür hastalıkların tedavi yöntemleri Parkinson hastalığının tedavi yöntemleri ile farklılıklar gösterebilmektedir. Parkinsonizm aynı Parkinson hastalığına benzeyen belirtiler gösterebilir, ancak beynin farklı bölgelerinde veya substansiya nigra bölgesinde oluşan farklı hasarlar neticesinde oluşmuş olduklarından dolayı Parkinson tedavisi için kullanılan tekniklere aynı Parkinson gibi olumlu yanıt veremeyebilmektedirler. Bahsettiğimiz Parkinson hastalığının türleri iki farklı grupta toplanmaktadır, bu gruplardan birincisinin adı tıp çevrelerince Parkinson artı veya Parkinson Plus olarak anılmaktadır. Bahsi geçen diğer grup hastalıklar ise Sekonder Parkinsonizm olarak adlandırılmaktadır. Sekonder Parkinsonizm hastalıklarını meydana getirebilecek bir çok farklı hastalık mevcuttur. Direkt olarak beyin üzerinde bir hasarın gerçekleşmesi bu hastalıkların oluşması için şart değildir. Zehirlenmeler, ilaçların yan etkisi, damar tıkanıklıkları, enfeksiyon hastalıkları sebebiyle seconder Parkinsonizm türünde hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Farklı nedenlerle ortaya çıkan Parkinson türü hastalıkların sebebi iyi araştırılarak, sebebine göre bir tedavi rehberi oluşturulup bu yönde tedavi metodları uygulanmalıdır. Yanlış tedavi uygulamaları farklı hastalıklara sebebiyet verebilir.

15 Ağustos 2015 Cumartesi

Parkinson Hastalığı Nedir?

Parkinson hastalığı her ne kadar bir çeşit kas rahatsızlığı gibi görünse aslında beyin hücrelerinde meydana gelen zedelenme ve kayıpların meydana gelmesiyle oluşan bir hastalıktır. Parkinson hastalığının en belirgin özelliği el ve ayaklarda oluşan istem dışı titremelerdir. Bu hastalığın en büyük özelliklerinden bir tanesi ise insan bedeninde çok yavaş yavaş hissedilmesi ve teşhis konulduktan sonra da kişinin ömrü yettiği sürece hayatını buna göre idame ettirmesi gerekmektedir. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse bu hastalık kişide bir nevi bir huy ya da alışkanlık hali almaktadır.
Günümüz imkanlarına rağmen henüz tam bir tedavi yöntemi olmayan Parkinson hastalığında doktorların amacı ise bu hastalığım semptomlarını yani belirtilerini en aza indirmektir.
İnsan beynindeki dopamin, betinde hareketleri kontrol eden noktalarla sürekli iletişim halinde olan bir sıvıdır. Bu sıvı sayesinde rahat ve kesintisiz hareketler yapabiliriz. Örnek vermek gerekirse masadaki sürahiyi almaya uzandığımızda kolumuzu uzatma aşamasında herhangi bir kesinti ya da takıntı olmaması bir beyin emridir. Beyinde bu emri verme işlemi ise dopamine aittir.
Beyinde dopamin üreten beyin hücreleri belli bir oranda azaldığında –ki bu oran %60’tır- Parkinson belirtilerini göstermeye başlar. Nörodejenerasyon adı verilen bu yetersizlik parkinsonun da başlangıcı olarak görülür.
Hastalığın tam olarak bir tedavisi olmadığı için şuan için en iyi tedavi olarak bu hastalıktan korunmak oluyor. Bu cümle bütün hastalıklar için geçerli olsa da Parkinson gibi tedavisi olmayan hastalıklar söz konusu olduğunda bu durum bir derece daha önemli bir hale geliyor. Hastalığı yakalanmamanın en büyük yardımcısı ise hem stressiz bir hayat yaşamak hem de ağır fiziksel şartlardan uzak durmaktır. Kısacası bu hastalıkla mücadele etmek aslında bir çeşit hayatı yaşama biçimidir. Nitekim hastalığa yakalanan bir kişi içinde aynı şey geçerlidir. O titremelerle yaşamak zorundadır.
Hastalıktan korunmak için biraz da besinlerden bahsedecek olursak, beyindeki dopaminin zengin olmasını sağlayan en önemli besin olarak bakla yaprağı olduğu ispat edilmiştir. Başta yeşil bakla yaprağı olmak üzere baklanın kendisini tüketmek de parkinsona karşı büyük bir koruma sağlar.