parkinson tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
parkinson tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2016 Pazar

Muhammed Ali'nin Ölümüne Neden Olan Hastalık : Parkinson


Muhammed Ali hiç kimsenin tahmin etmeyeceği bir anda hayata gözlerini yumarak, herkesi yasa boğdu. Muhammed Ali'nin ölümü ile ilgili herkesin merak ettiği bir soru vardı : Ölüm sebebi ne ? Ölüm sebebi NBC News adlı kanala konuşan ailenin sözcüsü Bob Gunnel tarafından, gerçekten ölüp ölmediği sorulduğunda verdiği cevapla ortaya çıktı. Muhammed Ali, amansız Parkinson hastalığına yakalanmış. Bu sebepten dolayı hayata gözlerini yummuş idi. Uzun süredir bu hastalık ile savaşan ve solunum yollarındaki rahatsızlığı sebebi ile dün gece hastaneye kaldırılan Muhammed Ali, maalesef daha fazla savaşamayarak hayata gözlerini yumdu.
Bu olaydan sonra herkesin aklına bu hastalığın tedavisi yok mu acaba sorusu geldi. Üzülerek söylüyorum ki hastalığın ilerleyişini tam olarak durduracak bir tedavi yöntemi henüz keşfedilmedi. Hastalık, insanların yaşamını kesinlikle kısaltmıyor, tedavi ile hastalık tamamen geçmiyor fakat hastalar yaşamlarını belli bir kalitede devam ettirmeyi başarabiliyorlar. Hastalık sizi öldürmüyor fakat onunla yaşamaya da alışmak zorunda bırakıyor.

2 Şubat 2016 Salı

Parkinson Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?


Maalesef Parkinson hastalığını tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi henüz tıp litaratüründe bulunmamaktadır. Parkinson hastalığı ölümcül bir hastalık değildir, ancak kişilerde ilerleme seviyesine göre yaşam kalitesini doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Bu anlamda Parkinson hastalığının tedavisi yapılamasada ilerlemesini durdurmak veya kişinin yaşam kalitesini korumak amaçlı tedaviler yapılabilmektedir.

Parkinson hastalığının kısmi tedavisinde başarı oranı oldukça yüksektir. Hastalığı durdurmaya yönelik cerrahi, ilaç ve alternatif  tıp yöntemleri başlıkları altında toplanan temel olarak üç farklı tedavi türü mevcuttur. Parkinson hastalığının tedavisi için nörologlara başvurmak gerekir. İyi bir tedavi süreci için alanında uzman bir Nörolog ile görüşmek şarttır. Nörolog, Parkinson hastalığınızın türünü saptadıktan sonra türe göre tedavi uygulamaktadır.

Parkinson hastalığının tedavisi için ilaç tedavisi önerilirse bu ilaç tedavisinin amacı kişinin beyninde bulunan bir bölgeden salgılanan dopamin adı verilen o bölgede üreten ve vücut hareketlerini denetleyen kimyasal maddeye ek yapmak amaçlanır. Bu sayede eksik olan dopamin sıvısı yerine takviye yapılarak hastalığın kısmi tedavisi gerçekleştirilir. İlaçlar kişilerin bünyesine göre yan etkiler gösterebilmektedir bu anlamda ilacın dozu Nörolog tarafından iyi ayarlanmalıdır. Parkinson hastalığının ilaçla tedavisi için genellikle pramipeksol, ropinirol, pribedil, kabergolin, bromokriptin, lisurid, apomorfin ilaçlarından birisi tercih edilmektedir.

İlaç tedavisi kişide istenilen etkiyi yaratmazsa cerrahi yöntemlere başvurulması gerekir. Cerrahi yöntemlerde kişinin beyninde yer alan bazı bölgelerde yakma işlemi veya belirlenen bölgelere elektrotlar yerleştirilmesi ile mümkündür. Elektrot yöntemi tercih edildiğinde, bu elektrotlardan gelen elektrik sinyali bölgenin beyinden emir geliyormuş zannedip dopamin miktarını arttırması hedeflenmektedir.


Üçüncü bir tedavi yöntemi ise çok ileri seviyede olmayan Parkinson hastaları için tercih edilebilecek bir yöntem olan alternatif tıptır. Alternatif tıp tedavisi, kişinin bol oksijenli doğayla özdeş bir yaşam sürmesi ve düzenli spor yapmasının üzerine çeşitli bitkileri çay olarak veya pişirerek yemesine dayalı bir tedavidir.

1 Şubat 2016 Pazartesi

Parkinson Hastaları İçin Hangi Şartlarda Ameliyat Önerilir


Parkinson hastalığı tedavisi için cerrahi tedavi en son önerilen tedavi türüdür. Hasta öncelikle ilaç ile tedavi edilmeye çalışılır hasta yanıt vermiyorsa cerrahi müdahaleye karar kılınır. Parkinson hastalığını ameliyat ile tedavi ederken iki farklı yöntem kullanılmaktadır. Bahsi geçen yöntemler lazere benzeyen bir cihaz ile yakma ve beyne pil takılması ile gerçekleşmektedir.
Hastalarda görülen hastalık bulgularına görede ameliyat yapılmasına karar verilebilir. Belirli bulgular sıkça görülüyorsa beyne ufak bir delik açarak beyinde hastalığa neden olan hücrelerin bulunduğu yerler yakılarak bu hücrelerin tedavisi gerçekleşebilir. Hastalarda ilaç yan etkisi mevcutsa bu yöntem sıkça kullanılmaktadır.
Bazı Parkinson hastalarında hastalık bulguları farklı ve iki taraflı olarak görülmektedir. Yani bireyin hem sağ kısmı hemde sol kısmında hastalık bulgularına rastlanılmaktadır. Bu hastalar oturdukları yerden kalkamayıp, yürüyememektedirler. Bu hastaların beyninin iki lobuna birden müdahale gerçekleşmesi gerekir. Bu amaçla hastanın iki lobunada pil takılır ve elektriksel akımdan yararlanarak bireyin dopamin salgılaması kontrol altına alınır. Yakma yöntemine göre daha ağır iyileşme süreci vardır, kişi ameliyat sonrası ağrı, sızı yaşayabilmektedir.

Parkinson Hastalığında Gen Tedavisi
Bugün bu tedavi yöntemi tıbbi çevrelerce tartışılmakta ve bu anlamda deneyler sürmektedir. Olumlu yanıt alınan deneyler neticesinde bu tedavi yönteminin önümüzdeki yıllarda insanlar üzerinde kullanılabilecek olması tıp çevrelerince konuşulan bir dedikodudur.

Bu tedavi yöntemi bazı zararsız virüslere gen aşılaması yapılarak beynin dopamin salgılamaktan sorumlu olan kısmına enjekte edilmesi ile yapılır. Enjekte edilen virüslerin içerisinde yer alan genler sayesinde beyinde bazı enzimlerin salınımını arttırarak beynin dopamin salgılamayı yeniden arttırması hedeflenmektedir. Tıbbi anlamda çığır açabilecek tedavi yöntemi arasında gösterilen genetik tedavilerin  insanların hayatına girdikten sonra Parkinson gibi tedavisi tam olarak mümkün olmayan bazı hastalıkların son bulması tıp dünyasının umut ettiği bir durumdur.

15 Ağustos 2015 Cumartesi

Parkinson Hastalığı Nedir?

Parkinson hastalığı her ne kadar bir çeşit kas rahatsızlığı gibi görünse aslında beyin hücrelerinde meydana gelen zedelenme ve kayıpların meydana gelmesiyle oluşan bir hastalıktır. Parkinson hastalığının en belirgin özelliği el ve ayaklarda oluşan istem dışı titremelerdir. Bu hastalığın en büyük özelliklerinden bir tanesi ise insan bedeninde çok yavaş yavaş hissedilmesi ve teşhis konulduktan sonra da kişinin ömrü yettiği sürece hayatını buna göre idame ettirmesi gerekmektedir. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse bu hastalık kişide bir nevi bir huy ya da alışkanlık hali almaktadır.
Günümüz imkanlarına rağmen henüz tam bir tedavi yöntemi olmayan Parkinson hastalığında doktorların amacı ise bu hastalığım semptomlarını yani belirtilerini en aza indirmektir.
İnsan beynindeki dopamin, betinde hareketleri kontrol eden noktalarla sürekli iletişim halinde olan bir sıvıdır. Bu sıvı sayesinde rahat ve kesintisiz hareketler yapabiliriz. Örnek vermek gerekirse masadaki sürahiyi almaya uzandığımızda kolumuzu uzatma aşamasında herhangi bir kesinti ya da takıntı olmaması bir beyin emridir. Beyinde bu emri verme işlemi ise dopamine aittir.
Beyinde dopamin üreten beyin hücreleri belli bir oranda azaldığında –ki bu oran %60’tır- Parkinson belirtilerini göstermeye başlar. Nörodejenerasyon adı verilen bu yetersizlik parkinsonun da başlangıcı olarak görülür.
Hastalığın tam olarak bir tedavisi olmadığı için şuan için en iyi tedavi olarak bu hastalıktan korunmak oluyor. Bu cümle bütün hastalıklar için geçerli olsa da Parkinson gibi tedavisi olmayan hastalıklar söz konusu olduğunda bu durum bir derece daha önemli bir hale geliyor. Hastalığı yakalanmamanın en büyük yardımcısı ise hem stressiz bir hayat yaşamak hem de ağır fiziksel şartlardan uzak durmaktır. Kısacası bu hastalıkla mücadele etmek aslında bir çeşit hayatı yaşama biçimidir. Nitekim hastalığa yakalanan bir kişi içinde aynı şey geçerlidir. O titremelerle yaşamak zorundadır.
Hastalıktan korunmak için biraz da besinlerden bahsedecek olursak, beyindeki dopaminin zengin olmasını sağlayan en önemli besin olarak bakla yaprağı olduğu ispat edilmiştir. Başta yeşil bakla yaprağı olmak üzere baklanın kendisini tüketmek de parkinsona karşı büyük bir koruma sağlar.


14 Ağustos 2015 Cuma

Parkinsona Hangi Bitkiler İyi Gelir?

Sinir sistemi ile beynin arasındaki yıpranmalardan meydana gelen ve özellikle de ileri yaşlarda görülen insanlığın en ilginç ve korkunç hastalıklarından birisi olan Parkinson hastalığına hangi şifalı bitkilerin iyi geldiğini bu yazımızda ele alacağız.
Dünya tıpının henüz çare bulamadığı ve aralarında birçok ünlü isminde yer aldığı Parkinsona, bakalım hangi bitkiler ve yiyecekler iyi geliyor.
Bakla ve Bakla Yaprağı: Bakla yaprağı bir Türk Parkinson hastasının bu hastalığa iyi gelmesiyle bilinirlik kazandık. Hastanın uzun zaman bakla yaprağı yemesinin ardından bilim adamları bu hastanın çağrılarına kulak verdi ve bu bitkinin yaprağının parkinsona faydası olduğunu doğruladılar.
Kara Üzüm ve Suyu: Uzmanlar Parkinson hastalığından korunmak için en etkili yöntemlerden bir tanesinin de kara üzüm olduğunu belirtiyor. Özellikle de kara üzüm suyunu su yerine her gün bir bardak içilmesini öneriyorlar.
Tarçın: Uzmanların Parkinson ile ilgili son zamanlarda yaptıkları araştırmalardan bir tanesi de tarçın üzerineydi. Yapılan araştırma sonucu tarçın kullanan kişilerin kullanmayanlara göre Parkinson riskinin daha az olduğu gözlemlenmiştir. Parkinsonun yanı sıra tarçın bir çok mide rahatsızlığına ve karın ağrılarına da iyi gelmektedir.
Ekşi Yonca: Taze ekşi yonca yaprakları iyice yıkandıktan sonra sıkılır. Gün içinde 4-5 kez civanperçemi çayının içerisine 3-4 damla ilave ederek tüketilmesi Parkinson için faydalıdır.
Güzel avrat otu: Pektin bakımından zengin olan bu bitki parkinsonun neden olduğu kilo alımının önüne geçer.

Yazımızın sonlarına doğru gelirken biraz da bu hastalıkla ilgili genel tavsiyelerde bulunalım. Çok iyi bilindiği gibi bir beyin ve sinir sistemi rahatsızlığı olan bu hastalığın en büyük nedeni kuşkusuz stres ve aşırı fiziksel yorulmadır. Beyin hücrelerinin en büyük düşmanlarından olan stres, eğer yoğun bir şekilde etkinse bu bizim ister istemez sinir sistemimize de etkiler. Yoğun bir stres altında kaldığımızda elimizin ayağımızın titremesi işte bu yüzdendir. Dolayısıyla şunu belirtmeden kesinlikle yazımızı bitirmek istemeyiz. 

Kesinlikle ama kesinlike stresten uzak durun...